Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Uyku, insan yaşamının en temel biyolojik ihtiyaçlarından biri olarak yüzyıllardır hem bilim insanlarının hem de tarihçilerin dikkatini çekiyor. Günümüzde uzmanlar kaliteli uykunun hafıza, bağışıklık sistemi, ruh sağlığı ve fiziksel performans üzerindeki kritik etkilerine vurgu yaparken, tarih araştırmaları insanların geçmişte bugünkünden çok daha farklı uyku alışkanlıklarına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Orta Çağ’a dair yapılan araştırmalar ise bugünkü 'kesintisiz 8 saat uyku' anlayışının aslında oldukça modern bir alışkanlık olabileceğini iddia ediyor. Orta Çağ insanlarının uyku düzeni günümüzdekinden oldukça farklı olabildiğini söyleyen Tarihçi Roger Ekirch’in araştırmalarına göre insanlar geceyi tek parça hâlinde uyuyarak değil, iki ayrı uyku dönemine bölerek geçiriyordu. Bu düzene 'ilk uyku' ve 'ikinci uyku' adı veriliyordu. İnsanlar hava karardıktan kısa süre sonra uyuyor, gece yarısına doğru doğal biçimde uyanıyordu. Yaklaşık bir saat süren bu uyanıklık döneminde dua etmek, düşünmek, sohbet etmek, kitap okumak ya da günlük bazı işleri yapmak yaygındı. Daha sonra tekrar yatıp sabaha kadar ikinci uykuya geçiliyordu. O dönemde bu durum bir uyku problemi olarak görülmüyordu. Aksine oldukça normal kabul ediliyordu. Bazı eski tıp kitaplarında 'ilk uykudan sonra' yapılması gerekenlerden söz edilmesi, bunun toplumda yaygın bir alışkanlık olduğunu gösteriyor. Araştırmalar ayrıca manastır yaşamında da benzer bir düzen olduğunu ortaya koyuyor. Keşişler gece belirli saatlerde dua etmek için kalkıyor, ardından tekrar uyuyabiliyordu. Yapay ışığın olmadığı dönemlerde insanların biyolojik ritimleri tamamen güneş ışığına bağlı olduğu için geceler daha uzun yaşanıyordu ve bu iki parçalı uyku düzeni doğal kabul ediliyordu. Modern tarihçiler arasında bu düzenin ne kadar yaygın olduğu konusunda bazı tartışmalar bulunsa da genel görüş, bugünkü kesintisiz 8 saat uyku anlayışının büyük ölçüde modern yaşamın, elektrik kullanımının ve şehir düzeninin bir sonucu olduğu yönünde. Roger Ekirch'in Orta Çağ insanlarının uyguladığı bu yöntemi ortaya çıkarması akıllara şu soruyu getirdi: 'Bu uyku yöntemi gerçekte ne kadar sağlıklı?' Konuyu, Uyku Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz'e sorduk. Uykuya dair tüm detayları uzman isim Milliyet.com.tr'ye anlattı.
İKİ KERE UYUYUP İKİ KERE UYANIYORLARDI
Orta Çağ insanlarının uyguladığı bu parçalı uyku sisteminin ne derece sağlıklı olup olmadığını Prof. Dr. Derya Karadeniz'e sorduk ve o da açıklamalarına şu cümlelerle başladı: "İnsanın beyin, kalp-damar, sindirim ve üreme sistemlerinin sağlıklı çalışabilmesi için uyku, belirli bir biyolojik düzen içinde gerçekleşmelidir. Bu düzenin temelinde çoğunlukla gece boyunca alınan uzun ve kesintisiz uyku ile mümkünse gün içinde yapılan kısa öğle uykusu yer alır. Uyku ritmindeki bu yapı, hem sirkadiyen sistem hem de homeostatik süreç tarafından birlikte şekillendirilir".
Günümüzde en önemli sorunlardan birinin 'sosyal jetlag' olarak adlandırılan durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Karadeniz, bu durumun bireyin biyolojik saatinin toplumun çalışma ve yaşam düzeniyle uyumsuz hale gelmesiyle ortaya çıktığının altını çizdi. Geç yatıp erken kalkmak, gece uykusunun süresini ve kalitesini ciddi şekilde azaltır. Yaşanılan çevre, iş temposu, gürültü ve yapay ışık maruziyeti bu uyumsuzluğu daha da artırır. Zamanla vücut bu düzensizliğe adapte olmaya çalışsa da, uzun vadede beyin fonksiyonları, bağışıklık sistemi ve genel metabolik sağlık olumsuz etkilenir. Uyku düzeninin parçalı hale gelmesi de benzer şekilde sorun yaratabileceğini ileten Prof. Dr. Karadeniz, "Örneğin gece 4 saat uyuyup ardından uzun süre uyanık kalmak ve tekrar uyumak gibi bölünmüş uyku modelleri, biyolojik sistemlerin doğal ritmini bozabilir. Vücut bu duruma bir süre dayanabilir ancak uzun vadede dikkat, hafıza, duygudurum ve fiziksel dayanıklılıkta düşüşler görülebilir. Bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve günlük toparlanma kapasitesi azalabilir" dedi.
Alıntı Metni
'GECE UYKUSU KESİNTİLİYSE ORADA HASTALIK VARDIR'
İnsanoğlunun evrimsel süreç boyunca biyolojik ritmini büyük ölçüde gece uyuyup gündüz aktif kalacak şekilde geliştirdiğini ileten Prof. Dr. Karadeniz bu durumu şu şekilde açıklıyor: "İnsan bedeni; avlanmak, çalışmak, üretmek ve sosyal yaşamı sürdürebilmek için gündüz uyanık kalmaya, gece ise dinlenmeye ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle uyku yalnızca bir alışkanlık değil, biyolojik olarak geceye programlanmış temel bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor. Tarih boyunca farklı toplumlarda uyku süreleri ve düzenleri değişiklik gösterse de tamamen gündüz uyuyup gece yaşayan kalıcı bir insan kültürü ortaya çıkmadı. Bu durum, insanın doğal ritminin evrensel ölçüde gece uykusuna dayandığını gösteriyor. Bilim insanlarına göre sağlıklı uyku düzeninin temelinde de insan bedeninin milyonlarca yıllık evrimsel süreçte geliştirdiği bu biyolojik saat yer alıyor."
Açıklamalarına 'Sirkadiyen ritmi' anlatarak devam eden Prof. Dr. Karadeniz, insan uykusunun aslında doğal olarak bifazik, yani iki fazlı bir yapı gösterdiğinin altını çiziyor. Bunun temelinde beynin aydınlık ve karanlık döngüsüne göre çalışan sirkadiyen ritmin bulunduğunu ileten Prof. Dr. Karadeniz, "Gün ışığı azalmaya başlayıp güneş battıktan sonra melatonin hormonunun salgılanması artar ve kişide uyku hissi oluşur. Uykuya dalma saati kişiden kişiye değişebilse de biyolojik sistem temel olarak gece uyumaya programlıdır. Kişi gece boyunca uzun bir uyku sürecine girer; sabah güneş doğduktan sonra ise kimi insanlar hemen, kimileri birkaç saat sonra uyanır. Bu uzun gece uykusu, beynin ve bedenin asıl yenilenme dönemidir ve doğrudan sirkadiyen ritim tarafından yönetilir" ifadelerinde bulundu.
Galatasaray'ın Icardi teklifi ortaya çıktı! Sözleşmede indirim şartı
'ÖĞLE SAATLERİNDE KISA SÜRELİ UYKU ŞART'
Bunun yanında insan beyninin gün içerisinde ikinci bir fizyolojik dinlenme dönemine daha ihtiyaç duyduğunun altını çizen Prof. Dr. Karadeniz, "Genellikle öğle saatlerinde, yaklaşık 12.00 ile 14.00 arasında ortaya çıkan bu doğal uyku eğilimi kısa süreli bir dinlenme ihtiyacını ifade eder" dedi. Uzmanlara göre 30 ila 60 dakikayı geçmeyen bu kısa uyku dönemi, beynin dikkat ve enerji seviyesini yeniden toparlamasına yardımcı olduğu biliniyor. Yani insan bedeni, 24 saatlik döngü içinde hem gece uzun ve kesintisiz bir uykuya hem de gün ortasında kısa bir dinlenmeye ihtiyaç duyan biyolojik bir yapıya sahiptir.
Alıntı Metni
İnsanların uyku düzenini belirleyen temel olarak iki ana biyolojik süreç var olduğunu ileten Prof. Dr. Karadeniz Sirkadiyen sistemin yanı sıra Homeostatik sürecin de bilinmesi gerektiğini düşünüyor. Sirkadiyen ritim, ışık ve karanlık döngüsüne göre çalışan iç biyolojik saatken Homeostatik süreç ise uyanıklık süresi boyunca beyinde giderek artan 'uyku baskısını'ifade eder. İnsan uyandığı andan itibaren beyin sürekli çalıştığı için sinaptik aktivite artar ve buna bağlı olarak çeşitli metabolik yan ürünler birikir. Gün içinde bu birikim kişiden kişiye değişir. Uykuya ihtiyaç duyulması, homeostatik baskının yükselmesi ile sirkadiyen ritmin uyku zamanını işaret etmesinin kesiştiği noktada ortaya çıkar.
Alıntı Metni
İKİ TİP VAR: TAVUKLAR VE BAYKUŞLAR!
Bunun yanında bireyler arasında sirkadiyen ritmi genetik olarak farklılık gösterenler de bulunur. Prof. Dr. Karadeniz, "Bu nedenle herkesin uykuya dalma saati, uykuya olan hassasiyeti ve uyanma dinamikleri farklıdır. Bazı insanlar erken uyuyup erken kalkma eğilimindeyken ki bu kişilere 'tavuk tipi' deniyor, bazıları ise geç uyuyup geç uyanma eğilimindedir, bunlara da 'baykuş tipi' deniyor. Bu özellikler tamamıyla doğuştandır; sonradan yaşam tarzıyla bir miktar değişse de temel eğilim genetik olarak belirlenir. Sonradan değişiyorsa da bu bir hastalık olarak kabul edilir ve tedavi edilmesi gerekir" dedi.
Toplumun büyük çoğunluğu için ideal uyku süresinin genellikle 6 ila 8 saat arasında değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Karadeniz, bununla birlikte bazen daha kısa süre uykuya ihtiyaç duyan 'short sleeper' bireylerin ve daha uzun uykuya ihtiyaç duyan 'long sleeper' bireylerin de olduğunun altını çizdi. Buna ek olarak genel kuralın 6–8 saatlik kesintisiz uykunun çoğu insan için yeterli kabul edildiğini ifade ederek açıklamalarını sonlandırdı.
İETT otobüsünde şoke eden olay! İnşaat demiri otobüsün altını deldi, yolcu yaralandı
Yunan basını Baykar-Safran anlaşmasını yazdı! 'Fransa bize ihanet etti, Türkiye'nin etkisi artıyor'
